İçeriğe geç

Denize atılan şeyin adı nedir ?

Denize Atılan Şeyin Adı Nedir? Bir İzmirli Genç Yetişkinin Mizahi Düşünceleri

Herkesin bir “denize atılan şey”e dair farklı bir bakış açısı olabilir, ama bir İzmirli olarak benim için bu biraz daha derin bir mesele. Yani, İzmir’de yaşıyorsan, denizle sürekli iç içe oluyorsun. Sahilde bir akşam yürüyüşü yaparken, denize düşen bir çöp ya da yanlışlıkla elinden kayıp giden bir şey hakkında ne düşünüyorsun? İşte bu, hayatın tam ortasında beni de düşüncelere boğan bir soru: Denize atılan şeyin adı nedir?

Denize Atılan Şey: Cevap Arayışı

İzmirli bir genç olarak, denizle bu kadar iç içe büyüdüğüm için, ona dair düşündüğüm şeyler bazen çok felsefi, bazen de tam anlamıyla saçma olabiliyor. Bir gün Çeşme’ye gittiğimde, sahilde yürürken bir plastik şişe gördüm. Hemen “Aha! Bu şişenin de bir hikayesi var, bir zamanlar ona su doldurulmuş, insanlar onu kullanmış, ama şimdi denize düşmüş” diye düşündüm. İnanın, o kadar derinlemesine düşündüm ki, iç sesim şunu söyledi: “Yok be, senin kafayı sıyırdığın kesin.”

Tabii, bu tür anlar hayatımın vazgeçilmezi. Yani, normal bir insan denize düşen şişeyi görüp geçer, ama ben değil. Ben o şişeyi gördükten sonra, neyi, niye, nasıl oraya atıldığını sorgularım. Bunu yazmak zorundayım çünkü bu tür şeyler İzmir’in sıcak havasında bile, kafamı karıştırmak için yeterli oluyor.

Denize Atılan Şeyin Adı? Cevap Verebilecek Biri Var mı?

Bir gün arkadaşlarım hep birlikte Alsancak’ta yürürken, deniz kenarına geldik. Birisi bir karton kutu fırlattı. Ben hemen ciddiyetle sormaya başladım: “Buna ne denir? Hani karton kutular, denize düşerler mi? Yoksa denize atılmak da bir eylem midir?” Bir arkadaşım sinirli bir şekilde cevap verdi:

“Abi, senin kafa gerçekten çalışmıyor ya! Ne denir, ne atılır? Sadece kutu atıldı işte, ne gerek var bu kadar derinlemesine anlamaya?”

Ama ben anlamadım. Gerçekten anlamadım. Çünkü o kutunun içindeki çöpün, bir zamanlar bir yere gitmesi gerektiğini, belki de oraya konması gerektiğini düşündüm. Bu çok ilginç, değil mi?

İç sesim bana diyor ki: “Kendinle dalga geçiyorsun, değil mi? Ne kadar saçma şeyler düşünüyorsun!”

Ama ben de diyorum ki: “Hayır, ya! O kutu kesinlikle denizin içinde bir hikaye taşıyor. Hangi kutu bir zamanlar bir deniz macerası yaşamamıştır?”

Denize Atılan Şeyin Felsefesi: Sahildeki Düşünceler

Bir gün sahilde otururken, arkadaşlarımla birlikte denize bakıyorduk. Denizin rengi gerçekten o kadar güzel ki, hayatımda her şeyin o renkte olduğunu bir an için hayal ettim. Yani, her şey o kadar basit ki, denize atılan şeyin adı “hayat” olabilir. Tıpkı denize düşen her şeyin bir şekilde kaybolması gibi, her şey bir noktada kaybolur, kaybolmak zorundadır. Ama sonra birden iç sesim bana şunu fısıldadı:

“Ne yapıyorsun, felsefe mi yapıyorsun? Bu kadar derin düşünme, senin işin değil!”

Evet, biraz abarttım, farkındayım. Ama bu tür düşünceler, İzmir’de yaşamanın güzel yanlarından biri. Deniz, her zaman bir şeyleri sorgulamama neden oluyor. Mesela, bazen diyorum ki: “Neden bu kadar çok plastik şişe var denizde? Bu şişeler bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor, değil mi?” Ama sonra birisi “Aa, hadi bakalım, yine başladın!” diye bağırıyor ve ben de konuyu değiştirmek zorunda kalıyorum.

Denize Atılan Şeyin Adı Gerçekten Ne?

Sonra bir gün denizde kaybolan bir şişeyi daha görünce, içimden şu soru geçti: “Denize atılan şeyin adı nedir?” Gerçekten, bu şişenin adı ne olabilir? O kadar çok şişe var ki denizde, belki hepsi bir araya gelip kendi aralarındaki dünyada bir isim buluyordur. Ama bir yandan da, bu denizde kaybolan her şeyin bir kimliği olmadığı fikri biraz korkutucu.

İç sesim şunları söylüyor: “O şişe, aslında bir tür hatırlatıcı. Hepimiz kaybolacağız, ama bir şekilde bir iz bırakacağız. Ama belki de kaybolduğumuzda, kimse bizim izimizi aramayacak.”

Ama sonra diyorum ki: “Ya, gerçekten niye bu kadar derin düşünüyorum? Şişe, şişedir! Bunu daha basit bir şekilde düşünmeliyim.”

İzmirli Genç ve Denizle Sohbeti

Bir akşam, arkadaşlarımla Gündoğdu Meydanı’nda otururken, bu kez çok farklı bir diyalog yaşadık. Yine denize bakıyorduk ve denize düşen her şeyi “çok anlamlı” bulmaya çalışıyordum. Arkadaşım, birden “Ya senin kafan gerçekten başka bir gezegende ya!” dedi.

“Denize atılan şeyin adı nedir?” diye sordum.

Bana tek cevap verdi:

“Evet, senin kafanda bir tür ‘denizci felsefesi’ var. Hadi gel, dondurma alalım!”

O an gerçekten düşündüm, belki de doğruydu. Dondurma, belki de denizden çok daha anlamlıydı o anda. Sade bir şeydi. Kafamı karıştırmadan sadece tadını çıkarabileceğim bir şeydi. Dondurma bile denizden daha basitti!

Sonuç: Denize Atılan Şeyin Adı?

Şimdi biraz geri adım atıp düşündüğümde, gerçekten de denize atılan şeyin adı sadece bir şey değil. O bir metafor. Bir hikayenin başlangıcı. Bazen bir plastik şişe olabilir, bazen eski bir karton kutu. Ama en nihayetinde, denize atılan şeyin adı “unutulmuş bir hatıra” ya da “hayatın hızla geçip giden anları”dır.

Yani, belki de denize atılan şeyin adı, tam olarak “bilmiyoruz”dur. Ama bu bilmediğimiz şey, denizle her gün iç içe olmamızın bir parçasıdır. İzmirli olarak bunu en iyi biz anlarız: Hayat, bazen çok basit bir şekilde geçer, bazen de derin bir soru bırakır: Denize atılan şeyin adı nedir?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet yeni giriş adresi