İçeriğe geç

Suki nereli ?

Suki Nereli? Bir Tanışma Hikâyesi

Bir sabah, Kayseri’nin gri ve soğuk havasına inat, ben ve Suki arasında geçen o ilginç konuşma, yıllar boyunca aklımdan çıkmadı. O an, kimseye bahsetmediğim, ama her defasında içimde bir şeyleri uyandıran anıydı. Suki’nin nereli olduğunu öğrenmeye çalışırken, aslında çok daha fazlasını öğrenmiştim.

Bir Tesadüf, Bir Sohbet

Kayseri’de hava genellikle soğuk olur. Bazen rüzgar o kadar sert eser ki, sanki içindeki tüm kırgınlıkları yüzüne çarpmak ister gibi gelir. O gün de öyleydi. Kafede yalnız başıma oturmuş, sıradan bir gün geçiriyordum. O kadar sıradandı ki, başka bir şey beklemek için kendime yer açmamıştım. Ta ki o anı yaşamadan önce.

Caddeden geçerken, Suki bana bakıp gülümsedi. O an, tam bir tesadüf gibi gelmişti. Benim için sıradan bir kahve içme anıydı, fakat Suki için belki de bir başlangıçtı. Hani bazen, hiç tanımadığın birinin yüzündeki o samimi gülümseme, tüm o gri hayatı bir anda renklendirir ya, işte öyle bir andı. Suki’nin gözlerinde biraz korku, biraz da bir şeyleri merak etme isteği vardı.

O gün, daha önce hiç konuşmadığımız halde, sanki yıllardır tanıyormuşuz gibi sohbet ettik. Çoğu zaman, insanların hikâyelerini anlamaya çalışırım. Suki de bana kendi hikâyesini anlatmaya başlamıştı. Bir yanda içimdeki duygusal tarafım, hayal kırıklığı ve heyecanla karışmış bir şekilde her kelimesine dikkatle kulak verirken, bir yanda da içimdeki analitik taraf “Suki nereli?” diye soruyordu.

Bunu direkt sormadım, çünkü bazen çok kişisel bir soruyu aniden sormak garip olur. Ama o soruyu sormadan, aslında daha önemli bir şeyi öğrenmiştim.

Bir Bilgi ve Bir Sürpriz

Suki, üniversiteyi İstanbul’da okumuştu. Yavaşça her cümlesinde Kayseri’ye dair anılarını, burada büyümenin farkını anlatırken, ben de ister istemez içimde bir kıpırtı hissettim. O kadar farklıydık ki, sanki iki farklı dünyadan geliyorduk. Fakat bir şey vardı; bu fark, aramızda bir mesafe yaratmıyordu, aksine bir bağ kuruyordu.

Kayseri’den bahsettiğinde, şehrin sıcak insanlarından ve o saf, temiz havadan söz etti. İçimden “Suki Kayseri’li değil gibi” diye düşündüm, ama o anda bu soru havada asılı kalmadı. Her kelimesiyle, bana ne kadar uzak olursa olsun, bir şekilde yakınlaşıyordu. Sanki Kayseri’nin o sıcağı, oradaki insanların samimiyeti, ona da geçmişti. Ama bir noktada, Suki’nin söylediklerinden bir şey fark ettim: İstanbul’u o kadar seviyor ki, Kayseri’nin o sakin dünyasına dönmek istemiyordu. O şehirdeki hız, karışıklık ve kaos Suki’yi cezbetmişti.

İstanbul’a dair anlattığı şeyler, kafamdaki tüm soruları silip süpürdü. Fakat sonunda, bir cümle geldi; cümle bir soru, bir açıklama, bir itiraf gibiydi. “Aslında, Kayseri’ye hiç dönmedim, ama hep gitmek istedim.”

Bu cümledeki “hemen gitmek istedim” kısmı, Suki’nin kalbindeki gizli bir duyguyu yansıtan bir kapı gibiydi. Kayseri, ona yabancıydı ama bir yerlerde, ona ait bir şey vardı. İçimdeki insan hemen hissetti: “İstanbul’un gürültüsünde, kalbinin bir köşesinde Kayseri’nin sessizliğini arıyordu.”

O an, Suki’nin nereli olduğunu sorgulamak, ona dair her şeyi anlamak, belki de sadece bir başlangıçtı. Çünkü bazen bir insanın nereli olduğunu sormak, o insanın kendisini nasıl hissettiğini, hangi dünyada huzur bulduğunu anlamakla aynı şey olabilir.

Kayseri’nin Sessizliği ve Suki’nin Huzursuzluğu

İstanbul’daki hayatın kaosu, Suki’yi belki de ne kadar huzursuz etmişti, kim bilir. O gün, ona Kayseri’yi ve İstanbul’u anlattıkça, yüzündeki huzursuzluğu daha net görmeye başladım. İçimdeki mühendis bir yanda bu çelişkiyi çözmeye çalışırken, içimdeki insan tarafım ona bir anlayış gösteriyor gibiydi: “Suki, kaybolmuş gibi hissediyor.”

Suki’yi anlamaya çalıştıkça, her şey biraz daha karmaşık hale gelmeye başladı. Kayseri’yi sevdiğini söylese de, İstanbul’a aşık olduğunu itiraf etmişti. Bir yanda Kayseri’nin sade yaşamını, sıcak insanlarını, güven veren manzaralarını özlüyor; diğer yanda İstanbul’un o hızını, koşturmacasını, kendine yer açan yaşamını arıyordu. Suki nereli sorusuna cevap bulmuş gibi olsam da, aslında çok daha fazlası vardı: Suki’nin ruhu, bir yerde tam olarak ait olduğu yeri arıyordu.

Bir Cevap Bulamadan…

Bir hafta sonra, Suki’yi tekrar gördüm. O gün, Kayseri’ye dair daha çok şey anlattı. “Burası, herkesin birbirini tanıdığı bir yer,” dedi. “Kayseri’de insan yalnız kalamaz. Ama İstanbul… Orada hep yalnızsındır.” O an, gözlerinde biraz daha fazla şey gördüm. Sanki bir şeyleri kaybetmişti ama bulamamıştı. O soruyu, aslında “Suki nereli?” sorusunun ötesinde sormak istedim: “Suki, sen gerçekten nerede huzurlu hissediyorsun?”

Bunu sormadım, ama o gülümsedi ve bir cevap vermedi. O kadar çok şey söylemek istiyordu ki, bir süre sadece sessiz kaldık. Bir yanda Kayseri’nin sakinliği ve huzuru, diğer yanda İstanbul’un karmaşası… Bir yanda geçmişin sıcaklığı, diğer yanda geleceğin belirsizliği.

Sonuç: Kayseri, İstanbul ve Suki

O gün, Suki’nin nereli olduğu sorusunu bir kenara bırakıp, biraz da kendi içimde düşündüm: Belki de Suki, bir yerin değil, bir hissetme biçiminin peşindeydi. Kayseri, İstanbul, hiçbir yer… Belki de aslında, Suki’nin gerçek sorusu “Nerede huzurlu hissedebilirim?” olmalıydı.

Suki, Kayseri’den, İstanbul’a gelmişti. Ama belki de, her ikisini de bir kenara bırakıp, kendi iç yolculuğunda bir yer bulmalıydı. Ve belki de, sonunda nerede huzurlu olursa, orada yaşamaya karar verecekti.

Suki nereli? Bunu hiç bilemeyeceğim. Ama bildiğim tek şey, onun ruhunun Kayseri ile İstanbul arasında gidip gelmesi, bir yanda huzur ararken, bir yanda kaybolmuşluğu hissetmesiydi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort bonus veren siteler
Sitemap
ilbet yeni giriş adresi