Mülakat Yüzde 50 Mi? Hayatımın En Zor Anı
Hayatımda çok şey oldu ama bir mülakatı geçip geçememek, yaşadığım en yoğun, en karışık duyguları barındıran anlardan biriydi. Kayseri’de bir kafenin köşe masasında otururken, gözlerim pencereye odaklanmıştı ama kafamın içi bambaşka bir yerdeydi. O gün, mülakata gitmeden önce son bir kez kendime şunu sormuştum: “Mülakat yüzde 50 mi?” Çünkü bu sorunun cevabı, belki de hayatımda alacağım en önemli kararlardan birini belirleyecekti.
Başlangıç: Umut ve Korku Arasında
Geceyi uyumadan geçirmiştim. Yastığa kafamı koyduğumda içimde bir kıpırtı vardı, o sıcak yatakta bile rahat edemiyordum. “Ya tutarsa?” diye düşünmeden edemiyordum. Sonuçta yıllarca çalışıp, çabalarımın karşılığını almak için fırsatlar arıyordum. Bunu bir nevi bir dönem kapama, yeni bir sayfa açma olarak görüyordum. Sabahın erken saatlerinde, heyecanlı ama aynı zamanda ürkek bir şekilde uyandım. Kahvemi yudumlarken bir yandan da içimdeki korku daha da büyüyordu. Ya olmadıysa? Ya gerçekten o %50’yi geçemezsem?
Yola çıkarken, o kadar çok şey geçiyordu kafamdan. Belki de yıllarca Kayseri’de yaşamanın bana verdiği bir temkinlilik, bir çeşit korku vardı. Hep kolay olacağını düşünmüştüm. Oysa bu mülakat, bana hayatımın en zorlu sınavını verecekti. Gözlerim, içimden geçirdiğim tüm bu düşüncelerle bulanıklaşıyordu. Ama bir yandan da, başarma arzumun gücü bana adımlarımı attırıyordu.
Mülakat: Kendimle Yüzleşmek
İçeri girdiğimde ofis çok sessizdi. Ağaçların dışında, şehri işgal eden kalabalığın sesi bile bu odada duyulmuyordu. Kapı kapanırken, kalbim güm güm atıyordu. Bütün geceyi düşünerek, kendimi hazırlamıştım ama bir şey eksikti. Bu eksikliği en iyi ben hissediyordum. Müfettiş gibi bakan o iki gözle göz göze geldiğimde, biraz daha içeri çektim kendimi. Ama sormadan duramadım: “Mülakat yüzde 50 mi?” Bir an içimden sesler yükseldi: “%50 değil, daha fazlası olmalı!” O an, bunun bir oran olamayacağını fark ettim. Bunu hissettim.
Ve sonra, sanki bir nehir akışı gibi sorular ardı ardına geldi. Her biri, bana benliğimi, yeteneklerimi, geçmişimi sorgulatan sorulardı. Birden, kendimi kaybetmiş gibiydim. Yanıtlarımı düşünüp söylerken, belki de mülakatın yalnızca bir test değil, içsel bir hesaplaşma olduğunu fark ettim. Belki de burada önemli olan, kendimi doğru şekilde ifade edebilmekti. “Ya ben bunu yapamıyorsam?” diye bir düşünce geçirdi kafamdan. Ama sonra hemen kendime geldim. “Bunu daha önce yapmadım mı?” dedim kendi kendime. Yıllarca defalarca başarmıştım. Bugün de bu içsel savaşı kazanmam gerektiğini biliyordum.
Hayal Kırıklığı: Belki de Başka Bir Zaman
Mülakatın sonlarına doğru geldiğimizde, içimdeki huzursuzluk doruk noktasına ulaşmıştı. Sorular yavaş yavaş azalmaya, panelin soğuk yüzü biraz daha yumuşamaya başlamıştı. Sonunda, panelin başındaki kişi soruyu sordu: “Bize neden bu pozisyon için uygun olduğunuzu düşünüyorsunuz?” Sadece birkaç saniye düşündüm ve sonra kalbimle söyledim: “Çünkü çok istiyorum ve buna her şeyimi koymaya hazırım.” Ama içimden bir şeyler, belki de ilk defa eksik kalmıştı. Belki de tam olarak hissettiklerimi anlatamamıştım. O an, hayatımda daha önce hiç hissetmediğim kadar büyük bir hayal kırıklığı hissettim.
İçeri girdiğimde, aslında ne kadar hazır olmadığımı fark ettim. Kendimle hesaplaşmam gereken bir an olmuştu. “Bunu geçemezsem, o zaman ne olacak?” diye sordum. Ve belki de cevabı içimde bulduğumda, biraz daha rahatladım. Çünkü bir şey fark ettim: Yüzde 50 değil, yüzde 100 olsam bile, bazen her şey senin elinde olmuyor. Başka bir yol, başka bir zaman…
Sonrası: Bir Kapı Kapanırken, Diğerinin Açılması
O günün akşamında Kayseri’nin serin havası beni biraz da olsa sakinleştirdi. Yavaşça yürüyerek, şehrin sokaklarında kaybolmaya başladım. Kafamda bir sürü düşünce vardı ama artık o kadar karışık değildi. “Belki de bu mülakat, sadece bir yolculuğun başlangıcıydı,” diye düşündüm. Belki de bu yolculuk, beni daha da güçlü bir insan yapacak, hem iş hayatımda hem de kişisel hayatımda. Bir kapı kapanmıştı, ama başka bir kapı açılmak üzereydi. O an fark ettim: Sonuç ne olursa olsun, her şey bir deneyimdi ve ben bu deneyimi bir adım daha atarak geçmeliydim.
Bir Sonraki Mülakat: Yüzde 100 Olan Sen
Ertesi sabah, güne başka bir gözle başladım. Mülakatımın sonucu ne olursa olsun, artık hayatımda bir adım daha ilerlemiştim. Bu deneyim bana sadece hayal kırıklığı değil, aynı zamanda daha güçlü bir benlik kattı. Belki de hayat bu kadar basit değil, belki de her şey yüzde 100 olmuyor. Ama bir şey biliyorum: Hedefim ne olursa olsun, buna her şeyimi koyarak gideceğim. Çünkü bu yolculuk bana, her şeyin sadece bir deneme olduğunu öğretti. Yüzde 50 değil, yüzde 100 olmalı; fakat bazen yola çıktığın yolda daha fazlasını buluyorsun.